09 Aralık 2008 Salı
Atatürk Solcumuydu Yoksa Türk Milliyetçisimiydi.
Eee tabi milli ve manevi duygularına sıkı sıkıya bağlı olan Türk milletini çok iyi tanıyan ‘Devrimbazlar’ hemen kimselere çaktırmadan Atanın bu rozetini sessiz sedasız çıkarıp attılar.Sonraları ise kendilerine şekil işareti olarak Favorilerini ‘Lenin’i andıracak şekilde ‘ L’ biçiminde kazdırmaya başladılar.Sol kesim yani Komünizmin geçiş köprüsü olan Sosyalizmi savunanlar, çıkışlarından bugüne dek hep ‘Atatürk’ şemsiyesinin altında kendilerini gizlemeyi tercih etmişlerdir. Hep ‘ Sosyal demokratlık’ edebiyatı yapıp alttan-alttan ‘Marksist ve Leninist’ ideolojisini gençliğe şırınga etmişlerdir.
Onlard a biliyorlardı ki, Atatürk’ün rozeti ile ‘Biz solcuyuz-biz Marksist-Leninist’iz dediklerinde gizli emellerini Türk milletine yutturamayacaklardı. Çünkü, Atatürk hiç bir zaman Sosyalizmi ve Komünizmi savunmadığı gibi, ömrü bu ideolojilerle mücadele ile geçmişti.Gazi Mustafa Kemal Atatürk, CHP’yi kurdu ama hiçbir zaman bu partinin solcu yapıya sahip olduğunu ifade etmedi.Bu ifadeleri Bülent Ecevit- İsmet İnönü CHP’ye yapıştırmış Deniz Baykallar ise sürdürmüştür.Atatürk, tam bir Türkçüdür ve Türk Milliyetçisidir. ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ vecizesi bunun en büyük delilidir.
ŞİMDİKİ SOLCULAR, NEDEN ULUSALCI OLDULAR
Özellikle son yıllarda Türkiye'deki ‘Solcuların’, artık ‘Solcuyuz’ kelimesini kullanmaktan kaçındıkları ve kendilerine ayrı bir görüntü vermeye çalıştıkları gözlenmekte.Çünkü; Sol-Sosyalizm-Komünizm sistemlerinin, dünyada İnsan unsurunu yerle bir ettiğine artık onlarda inanmaktalar.Ama, onlara göre ‘Sistem’ doğru olarak işleve konulmadığından bu hale gelinmiş. İşte, bugünkü çabaları, sistemi yeniden canlandırmak ve bir kez daha denemek.Bunun içinde kendilerini saklayacak yeni bir şemsiyeye ihtiyaç duydular. Tabi bu şemsiye Atatürklü şemsiye olacaktı.Ve şimdi ki saklandıkları şemsiyenin adı ise ‘ Ulusalcılar’ oldu.Yani, bizim eski solcuların adı şimdi ‘Ulusalcılar’ oldu.Buların ağızlarından Türk milliyetçiliği çıkmadığı gibi İslami düşüncelere ise taktıkları adlar şunlar, “ Yobaz-İrticacı”
Devlet Bahçelinin Kendilerine Aydın Diyen Bazı Şerefsizlerin Ermenilerden Özür Dilensin Kampanyasına Karşı Yaptığı Açıklama
7 Aralık 2008
Türkiye bir yandan sürüklendiği derin stratejik sorunlarla boğuşurken, kendilerini aydın olarak tanımlayan bir grubun Ermenilerden özür dilenmesi maksadıyla başlatmak istedikleri kampanya, yozlaşma ve çürümenin ulaştığı vahim durumu göstermesi bakımından ibret vericidir.
Ülkemizde 1930’da meydana gelmiş bir isyanın bastırılmasını “soykırım”, Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk’ün ise “savaş suçlusu” ilan edilmeye çalışıldığı bir dönemde, sözde Ermeni soykırımı olarak tanımlanan dayatmaların ivme kazanmış olması geniş tabanlı ve sistematik bir karalama faaliyetinin başlatıldığını işaret etmektedir.
Yıllardan beri tarihle yüzleşmek adına Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek taraflı ve tavizkar tutumunun kapı araladığı ve heves gösterdiği bu konu, artık kendi ecdadımızı yargılatacak bir sürecin önümüzde olduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye'ye yönelik iddiasını ve toprak taleplerini ısrarla sürdüren Ermenistan'a, sınır kapılarını açmayı dile getiren ve bu ülke ile diplomatik temasa kalkışan AKP’nin ürkek tutumu, ecdadımızın yargılanması konusunda yabancılara ve işbirlikçilerine ümit ve cesaret vermektedir.
Gelişmeler, sözde soykırım iddiaları ekseninde oluşan hakaret ve ithamlara sessiz kalan hükümet etrafında, etkili bir kuşatma alanı oluşturmak ve bu alanı giderek daraltmak üzerine kurulmuş bir senaryonun uygulanmaya başladığını göstermektedir.
Tarihi gerçeklere tamamen aykırı, insaf ve hakkaniyet duygusundan yoksun bir anlayışla, sözde özür kampanyasına öncülük eden zihniyetin, Osmanlı Devleti döneminde emperyalist devletlerin kullandıkları Ermeni tebaasının neden olduğu kanlı olayları ve akabinde gelişen şartları bilmeden hareket ettiklerini düşünmek mümkün değildir.
Türkiye’nin içinde Ermeni iddialarını destekleyen bir cephe oluşturma gayretleri için altı yıldır, her zemin, ortam ve kürsü kullanılarak açıkça sürdürülen faaliyetlerin bu girişimle birlikte sonuç almaya dönük çalıştıkları ve kamuoyu hassasiyetini köreltmeyi amaçladıkları anlaşılmaktadır.
Adlarının başına yerleştirilen muhtelif sıfatlarla kamuoyuna seslenme imkânı bulan işbirlikçi mihraklar, hayati milli çıkarlarımızı ucuz pazarlıkların malzemesi haline getiren AKP iktidarının oluşturduğu teslimiyetçi zeminden cesaret almışlar ve özür talep etme noktasına kadar cüret kazanmışlardır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu konudaki görüşü şudur.
Tarih, yaşanmış, yazılmış ve hükmünü vermiştir. Ortada utanacağımız bir suç ve adına özür dileyeceğimiz bir suçlu yoktur.
Türk milleti de sahip olduğu büyük imparatorluk coğrafyalarından çekilirken, katliamlar, mezalimler ve bitmek tükenmek bilmeyen trajik göçler yaşamış, ancak bu tarihi hadiseleri yüreğine gömerek yeni bir dünyaya kapı açmıştır.
Hiç kimsenin, mirasçısı olduğumuz ecdat yadigârını aşağılama, suçlu gibi tanımlama ve özür talep etmeye hakkı ve haddi değildir.
Üstelik bu konuda ısrarlı olmak, atılmak istenen sözde adımların önünde de bir engel, toplumların birbirini yeniden tanımaları için de bir olumsuz bir çağrışım nedenidir.
Ancak, bu talebin ısrarı halinde kimin kimden özür dilemesi gerektiği yeniden tartışılmalı, Ermenilerce mezalime maruz kalan milletimizin, suikasta kurban giden Osmanlı devlet adamlarının, katledilen Cumhuriyet diplomatlarının ve henüz acıları çok yeni olan Karabağ katliamlarının özrünü beklemek, en doğal ve tarihi hakkımızdır.
Her fırsatta aziz ceddimizin bir asır önce soykırım yaptığı yalanına başvuran Ermeniler, Azerbaycan topraklarında, üzerinden henüz yalnızca 16 sene geçmiş olan gerçek bir insanlık vahşetini itiraf ve kabul etmek, işgal altında bulundurdukları topraklardan çekilmek zorundadırlar.
Bu kirli kampanyayı başlatma cesaretini bulanlar, aydın sıfatının arkasına sığınarak kimsenin Türk milleti adına konuşamayacağı ve Türk milletini yargılayamayacağını bilmelidirler.
Bu haysiyet kırıcı durumun kabul edilmesi ve ilişkilerin bu dayatma ve tavizlerle ilerleyebilmesi mümkün değildir.
Ceddimizin kutlu emaneti, AKP zihniyetinin ve bir avuç işbirlikçinin bulandırdığı havaya teslim edilemeyecek kadar şanlı, temiz ve büyüktür.
Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket PartisiGenel Başkanı
26 Ağustos 2008 Salı
YASASIN DÜNYA YILDIZI FORVET MİLAN BAROŞ GALATASARAYDA....
Galatasaray, Olympique Lyonnais'un Çek yıldızı Milan Baros'u renklerine bağladı. 3 yıllık anlaşmaya varılan Baros transferini futboldan sorumlu yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel Galatasaray TV'ye açıkladı.Milan Baros, 28 Ağustos 2008 Perşembe günü İstanbul'a gelecek.Transferi Galatasaray TV’ye değerlendiren yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel “Öncelikle Galatasaray camiası ve spor kamuoyuyla yeni bir transferi paylaşmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Yine dünya çapında bir oyuncuyu Türkiye’ye getirerek büyük bir iş yaptığımıza eminiz. Futbol kariyeri belli olan, dünyanın önde gelen bir çok ünlü takımında oynamış Milan Baros artık Galatasaraylı. Kulübüyle bonservis konusunda anlaştık ayrıca kendisiyle de 3 yıllığına anlaşmaya vardık. Tüm imzalar atıldı.. Tam bir ekip çalışması gerçekleştirdik, bu transferde emeği geçen tüm Galatasaraylılara ve camiamıza hayırlı olsun.Galatasaray Türk futbolunun önemli bir markası ve biz de futbolun marka isimlerini camiamıza kazandırmaya devam ediyoruz.”şeklinde konuştuHaldun Üstünel, Kewell ve De Sanctis’den sonra Baros transferinde de önemli katkısı olduğu yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı “Tabiî ki bu tip transferler uzunca bir süreç alıyor ama biz ekip çalışmasıyla transferi gerçekleştirdik. Bireylere pay biçmeyelim.”MİLAN BAROSDoğum Tarihi: 28 Ekim 1981 Doğum Yeri: Vigantice, Çek CumhuriyetiBoy: 184 cmPozisyon: Forvet (Striker)Geldiği Kulüp: Olympique LyonnaisKariyeri: 1998-2001 Banik Ostrava (76 maçta 23 gol), 2002-2005 Liverpool (68 maçta 19 gol), 2005-2007 Aston Villa (42 maçta 9 gol), 2007 Olympique Lyonnais (24 maçta 7 gol), 2008 Portsmouıth (Kiralık, 12 maç)
Milan Baros’u Tanıyalım
28 Ekim 1981 Vigantice (Çek Cumhuriyeti) doğumlu forvet oyuncusu Milan Baros, Çek Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği önemli golcülerden biri. Futbola Vigantice takımında başlayan ve daha sonra Banik Ostrava takımına transfer olan Baros, daha sonra sırasıyla Liverpool, Aston Villa, Olympique Lyon ve kiralık olarak Portsmouth takımlarında forma giydi.
2002 - 2005 yılları arasında Liverpool forması giyen ve 65 maçta 19 gole imza atan Baros, İstanbul'da oynanan unutulmaz Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'a karşı 3-0 geriye düştükten sonra maçı 3-3'e getiren ve penaltılarla kupaya uzanan ekipte de yer aldı.
Liverpool kariyerinde 2003 yılında Lig Kupası, 2005 yılında Şampiyonlar Ligi kupası bulunan Baros 2005 yılında Lig Kupası'nı, 2002 yılında da Charity Shield'ı finalde kaybetti.
Daha sonra Aston Villa ve Olympic Lyon’da oynayan Baros, Aston Villa ile çıktığı 42 maçta 9, Fransız şampiyonu ile çıktığı 24 maçta 7 gol kaydetti. Çek yıldız, 2008 yılında Portsmouth'a kiralandı ve 12 resmi maçta oynadı.
Çek yıldız ayrıca Lyon ile 2007 yılında Barış Kupası, Fransa Ligi şampiyonluğu ve Şampiyonlar Kupası'na uzandı. Baros, ilk olarak 25 Nisan 2001'de Belçika karşısında formasını giydiği ve golle buluştuğu Çek Cumhuriyeti milli formasıyla çıktığı 66 maçta 32 gol attı.
Milan Baros, Çek Cumhuriyeti formasıyla katıldığı Euro 2004'te attığı 5 golle şampiyonanın gol kralı oldu ve Altın Ayakkabı ödülünü aldı.
Milan Baros Euro 2008'de Milli Takımımız’ın da bulunduğu A Grubu'nda mücadele eden Çek Cumhuriyeti formasını bir kez, Portekiz maçında giyerken Milli Takımımızın 3-2 kazandığı grubun son maçında forma giymedi.
1998-2002 Banik Ostrava - 76 Maç / 23 Gol2001-2005 Liverpool - 65 Maç / 19 Gol2005-2007 Aston Villa - 42 Maç / 9 Gol2007-2008 Olympique Lyon - 24 Maç / 7 Gol2007-2008 Portsmouth - 12 MaçToplam: 222 Maç / 58 Gol2001- … Milli Takım - 66 Maç / 32 Gol
31 Temmuz 2008 Perşembe
Morgan De Sanctis'i Tanıyalım
22 yaşında Udinese’ye geçti ve ilk Avrupa kupası tecrübesini de bu kulüpte yaşadı. 2002’de takımın birinci kalecisi haline geldi, 5 sezonda 174 Serie A, 6 da Şampiyonlar Ligi maçına çıktı.
Geçen sezon kariyerine İspanya’da devam etme kararı alan Morgan de Sanctis, Sevilla’da 8 maçta kalesinde 8 gol gördü.
İtalya Milli Takımı’nın da formasını giyen Morgan de Sanctis, ilk kez Mart 2005’te İzlanda’ya karşı 0-0 biten maçta sahaya çıktı. Ekim 2005’te Moldova’yı 2-1 yendikleri maçta da ikinci milli tecrübesini yaşadı. Tecrübeli kaleci, İtalya’nın çeyrek final oynadığı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da kadrodaydı.
Morgan de SanctisDoğum Tarihi: 26 Mart 1977Ülke: İtalyaBoy: 1.90Kilo: 86Millilik Sayısı: 2Geldiği Takım: SevillaKariyeri: 1994 -96 Pescara1996 – 1999 Juventus1999 – 2007 Udinese2007 – 2008 Sevilla
GALATASARAYIMIZ İTALYAN FUTBOLUNUN SON YILLARDA YETİŞTİRDİĞİ EN BÜYÜK KALECİLERDEN OLAN JUVENTUSUN ESKİ KALECİSİ DÜNYA YLDIZI MORGAN DE SANCTİS'İ ALDI
Yabancı transferinde Kewell ve Fernando Meira'yı kadrosuna katan Galatasaray, Sevilla'da oynayan İtalyan kaleci Morgan De Sanctis ile de anlaştı. Sarı-kırmızılıların İtalyan kaleciyi 1 yıllığına kiraladığı öğrenildi.Sevilla kulübünden yapılan resmi açıklamada, De Sanctis’in 30 Haziran 2009 tarihine kadar Galatasaray’a kiralandığı, İtalyan kalecinin satılma olasılığı olmadığı duyuruldu. Sevilla basınında alınan bilgilerde, Galatasaray’ın Sevilla kulübüne 1 yıllık kiralama ücreti olarak 500 bin Avro ödeyeceği İtalya kalecinin ise 1 milyon Avro alacağı öğrenildi.
Bugün Moskova’ya giden Sevilla kadrosuna alınmayan De Sanctis’in Galatasaray’a transferinde İspanyol kulübünü ikna etmekte kilit rol oynadığı söyleniyor. Geçen sezon sadece 8 lig, 4 Kral Kupası ve 1 Şampiyonlar Ligi maçında oynama şansı bulan ve as kaleci Andres Palop’un gölgesinde kaldığı belirtilen İtalyan kalecinin, Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray ile oynama şansı bulacak olmasından bu kulübe gitmeyi tercih ettiği bildirildi
23 Temmuz 2008 Çarşamba
Fernando Meira: “Dünya Çapında Bir Kulüpteyim”
Galatasaray’ın yeni transferi Fernando Meira, Galatasaray’ın kamp yaptığı otelde basın mensuplarının karşısına çıktı. Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Üstünel, Futbol AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin, Basın ve Operasyon Sorumlusu Yako Igual’in de katıldığı basın toplantısında yeni transferimiz Fernando Meira açıklamalar yaptı, "Bu transferle dünya çapında bir kulüpte yeni bir sayfa açtığımı düşünüyorum" diyen Meira, Futbol AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin'e de teşekkür etti!
Fernandol Meira, ''Bu transferle dünya çapında bir kulüpte yeni bir sayfa açtığımı düşünüyorum. Galatasaray'ın yalnızca Türkiye'de değil Avrupa'da başarılı olmak istediğini biliyorum'' dedi.
Galatasaray'ın üst düzey bir kulüp olduğunu belirten Meira, kendisine bu fırsatı verdikleri için Galatasaray kulübüne ve yöneticilere teşekkür etti.
Bu birlikteliğin hem kendisi, hem de Galatasaray için önemli olduğunu ifade eden Meira, ''Galatasaray'a gelirken Lincoln ile bir görüşme yapmadım. Galatasaray'ın üst düzey bir takım olduğunu zaten biliyorum. Adnan Sezgin'in bana gösterdiği proje çok önemliydi. Bu projenin bir parçası olmak için verilen fırsat nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum'' diye konuştu.
Meira, takım içinde savunmadaki rekabetle ilgili yöneltilen bir soruyu, ''Galatasaray'da savunmada rekabet olacağını düşünüyorum. Kadroda ne kadar oyuncu olursa olsun ismi olan değil, iyi olan formayı alacak. Hedefim üst düzey bir kulüpte dört yada beş yıllık kontrat yapmaktı. Bundan sonraki hedefim Galatasaray'da şampiyonluğa ulaşmak ve ardından Portekiz milli formasıyla dünya kupasında oynamak'' diyerek cevapladı.
Galatasaray Futbol A.Ş Genel Müdürü Adnan Sezgin ise kaliteli olan kadrolarını Meira gibi isimlerle güçlendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, ''Kendisini dört yıllığına transfer ettik. Bize çok katkısı olacak'' dedi.
Meira'nın transferinin hayırlı olmasını dileyen yönetici Haldun Üstünel ise, ''Ekip çalışması ile bu transferi gerçekleştirdik. Kendisi ülkesinde ve Almanya’da çok sevilen bir oyuncu. Çok önemli bir ismi camiamıza kazandırdık. Meira dışında bazı isimlerle de ilgileniyoruz. Transferleri mümkün olduğunca gizli yapmayı amaçlıyoruz. Bu konuda basından anlayış bekliyoruz'' diye konuştu.
Fernando Meira’yı Tanıyalım
Fernando Meira, 5 Haziran 1978 Guimares, Portekiz doğumlu. 1995-1996 sezonunda Vitoria de Guimaraes'de profesyonel kariyerine başlayan Meira, 1998 yılına kadar Guimares’te forma giydi. 1998-99 sezonunda kiralık olarak ikinci lig ekiplerinden FC Felgueiras’a transfer olan Meira, ikinci ligde 33 karşılaşmada oynadı.
1999-2000 sezonunda Guimares’e dönen Portekizli oyuncu, o sezon takımında 30 maç forma giydi ve 2 gol kaydetti. Portekiz’de büyük kulüplerin de transfer listesine giren Fernando Meira, 4 milyon euro ve bir oyuncu karşılığında Benfica’ya transfer oldu. Benfica’da kaldığı 1,5 sezon boyunca istikrarlı bir görüntü çizen Meira, 46 lig maçında forma giydi.
Fernando Meira, Ocak 2002’de Almanya’nın Stuttgart takımına transfer oldu. 2002 yılından bu yana Stuttgart forması giyen Fernando Meira, 2006 yılında takımın kaptanlığına yükseldi. Meira, geçtiğimiz sezon Bundesliga’da 27 maçta forma giydi ve 2 gol kaydetti. Şampiyonlar Ligi’nde ise 6 maçta takımının formasını giydi. Meira 2006-07 sezonunda Stutgart’la, Bundesliga şampiyonluğu sevinci tattı.
2006 Dünya Kupası’nda Portekiz Milli Takımı’nın formasını giyen Meira, milli takımın son Avrupa Şampiyonası kadrosunda da yer aldı. Şampiyonada 3 maçta Portekiz formasını giyen başarılı futbolcu, Türkiye Milli Takımı'na karşı son dakikada oyuna dahil olmuştu.
Freitas Jose da Silva Fernando Meira
Ülke: Portekiz
Boy: 1.90
Kilo: 85
Geldiği takım: Stutgart
Oynadığı takımlar: Guimares, Felgueiras, Benfica, Stuttgart